Kliniğimizde ilaç tedavisinin gündeme geldiği görüşmelerde ailelerin yüzünde çoğu zaman aynı ifadeyi görürüz: endişe, kararsızlık ve biraz da suçluluk. Bu duyguların önemli bir kısmı, çevreden duyulan sözlerden, internette okunan yazılardan ve kuşaktan kuşağa aktarılan inanışlardan beslenir. “Bu ilaçlar çocuğu uyuşturur”, “bir başlarsan bırakamazsın”, “ilacı psikiyatrist hemen yazar” gibi cümleler, ailelerin doğru bir karar vermesini zorlaştırabilir.
Bu yazıda, çocuk ve ergen psikiyatrisinde ilaç tedavisiyle ilgili en sık karşılaştığımız yanlış inanışları tek tek ele alıyor ve her birinin gerçekte ne anlama geldiğini açıklıyoruz. Amacımız ilacı övmek ya da kötülemek değil, ailelerin sorularını açık ve dürüst bir dille yanıtlamak.
“Psikiyatriste giden çocuğa mutlaka ilaç verilir”
Bu, belki de en yaygın yanlış inanıştır ve pek çok ailenin başvuruyu ertelemesine yol açar. Gerçekte kliniğimize başvuran çocukların önemli bir bölümü hiç ilaç kullanmadan; ebeveyn danışmanlığı, terapi, okul düzenlemeleri ve aile içi değişikliklerle iyileşir. Okul öncesi dönemdeki çocuklarda ilaç tedavisine çok seyrek başvurulur. Hafif ve orta şiddetteki kaygı ve depresyonda ilk seçenek terapidir. Şehirdeki uzmanların listesine çocuk psikiyatrisi Ankara sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
İlaç, ancak ayrıntılı bir değerlendirmenin ardından, belirtiler çocuğun yaşamını belirgin biçimde kısıtladığında ve diğer yöntemler tek başına yeterli olmadığında gündeme gelir. Bu karar her zaman aileyle birlikte, yararları ve olası yan etkileri konuşularak verilir.
“Bu ilaçlar çocuğu uyuşturur, sersemletir”
Doğru seçilmiş ve doğru dozda kullanılan bir ilaç çocuğu uyuşturmaz. Örneğin dikkat eksikliğinde kullanılan ilaçların amacı çocuğu sakinleştirmek değil, dikkatini toparlamasına ve dürtülerini düzenlemesine yardım etmektir. Kaygı ya da depresyonda kullanılan ilaçlar da çocuğun kişiliğini bastırmaz; aksine, kaygının ya da mutsuzluğun baskısı azaldığında çocuğun kendi özellikleri daha rahat ortaya çıkabilir.
Tedavinin başında bazı çocuklarda hafif bir yorgunluk ya da durgunluk görülebilir; bu çoğunlukla geçicidir. Bu durum sürüyorsa ya da ebeveynler “çocuğum kendisi gibi değil” diye düşünüyorsa, bu dozun ya da ilacın yeniden düzenlenmesi gerektiğinin bir işaretidir. İlaç tedavisinde amaç, çocuğun kendisi olarak, ama daha az zorlanarak yaşamasıdır.
“Bir kez başlayınca ömür boyu kullanmak gerekir”
Çocuk ve ergenlerde kullanılan psikiyatrik ilaçların büyük çoğunluğu belirli bir dönem için kullanılır. Tedavi süresi tanıya, belirtilerin şiddetine ve çocuğun yanıtına göre değişir. Örneğin depresyonda belirtiler düzeldikten sonra ilacın bir süre daha sürdürülmesi, sonra kademeli olarak azaltılıp bırakılması önerilir. Dikkat eksikliğinde ise ilacın gerekip gerekmediği her yıl yeniden değerlendirilir; bazı gençler belirli bir yaştan sonra ilaca ihtiyaç duymaz.
Bazı durumlarda daha uzun süreli kullanım gerekebilir. Bu kararı da her zaman aileyle ve gençle birlikte, düzenli değerlendirmelerle veririz. İlaç tedavisi bir “ömür boyu bağlanma” değil, belirli bir dönem için seçilen bir destektir.
“Psikiyatrik ilaçlar bağımlılık yapar”
Çocuk ve ergenlerde kullanılan ilaçların büyük çoğunluğu bağımlılık yapmaz. Antidepresanlar ve dikkat eksikliğinde kullanılan ilaçlar, hekim önerisiyle ve doğru dozda kullanıldığında bağımlılık yaratmaz. Bununla birlikte bazı ilaçların aniden kesilmesi rahatsız edici belirtilere yol açabilir; bu bağımlılık değil, vücudun ilaca alışmış olmasıdır. Bu nedenle ilaçlar bırakılırken doz yavaş yavaş azaltılır.
İlginç bir bilgi olarak, araştırmalar dikkat eksikliği tedavi edilen gençlerde ilerleyen yıllarda madde kullanımı riskinin artmadığını, hatta bazı çalışmalarda azaldığını göstermektedir. Tedavi edilmeyen dikkat eksikliği ise dürtüsellik ve okul başarısızlığı nedeniyle riskli davranışlara zemin hazırlayabilir.
“İlaç kullanmak, çocuğun zayıf olduğunu gösterir”
Ruhsal güçlükler zayıflık ya da karakter eksikliği değildir. Astımı olan bir çocuğun nefes açıcı kullanması, gözleri bozuk bir çocuğun gözlük takması ne kadar olağansa, dikkat ya da duygu düzenlemesinde zorlanan bir çocuğun belirli bir dönem ilaç desteği alması da o kadar olağandır. Bu bakış açısını çocukla ve gençle paylaşmak, ilaç kullanmayı bir utanç kaynağı olarak görmesini önler.
“İlaç her şeyi çözer, başka bir şey yapmaya gerek yok”
Bu, öbür uçtaki yanlış inanıştır. İlaç belirtileri hafifletir; ama çocuğa beceri kazandırmaz. Dikkat eksikliği olan bir çocuk ilaçla dikkatini daha iyi toplayabilir; ancak ders çalışma düzenini, zamanını yönetmeyi ve görevlerini planlamayı yine de öğrenmesi gerekir. Kaygılı bir çocuk ilaçla daha rahat hissedebilir; ancak korktuğu durumlarla yüzleşmeyi terapide öğrenir. Bu nedenle ilaç tedavisi, kliniğimizde her zaman terapi, ebeveyn danışmanlığı ve okul iş birliği gibi diğer bileşenlerle birlikte planlanır.
“Bu ilaçlar zekâyı ve büyümeyi bozar”
Çocuk psikiyatrisinde kullanılan ilaçların zekâyı olumsuz etkilediğine dair bir kanıt yoktur. Aksine, dikkat sorunları ya da kaygı nedeniyle potansiyelini gösteremeyen bir çocuk, tedaviyle birlikte okulda daha başarılı olabilir.
Büyüme konusunda ise dikkatli olmak gerekir. Bazı ilaçlar iştahı azaltabilir; bu nedenle tedavi süresince boy ve kilo düzenli olarak ölçülür. Kilo alımında ya da boy uzamasında beklenmedik bir değişiklik olursa doz, ilacın alınma zamanı ya da ilacın kendisi değiştirilebilir. Uzun süreli izlem çalışmaları, düzenli kontrollerle kullanılan ilaçların erişkin boyu üzerinde anlamlı bir etki bırakmadığını göstermektedir.
“Doğal ve bitkisel ürünler daha güvenlidir”
“Doğal” olmak, “güvenli” olmak anlamına gelmez. Bitkisel ürünlerin pek çoğunun çocuklarda etkinliği ve güvenliği yeterince araştırılmamıştır; içerdikleri madde miktarları da üründen ürüne değişebilir. Bazı bitkisel ürünler, psikiyatrik ilaçlarla ya da çocuğun kullandığı diğer ilaçlarla etkileşerek istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle çocuğunuza herhangi bir bitkisel ürün ya da takviye vermeden önce hekiminizle konuşmanızı öneriyoruz.
“İlacı biz kendimiz azaltır, bırakırız”
Çocuk iyi görünmeye başladığında ya da yan etkilerden endişe duyulduğunda, ailelerin ilacı kendi kararlarıyla azaltması ya da bırakması sık rastlanan bir durumdur. Oysa bazı ilaçların aniden kesilmesi rahatsız edici belirtilere, bazılarında ise belirtilerin hızla geri dönmesine yol açabilir. Bir endişeniz varsa kontrol randevusunu beklemeden bize ulaşmanızı, ilacı birlikte planladığımız bir düzende azaltmayı öneriyoruz.
“Okulda herkes öğrenir, çocuğum damgalanır”
İlaç kullanımıyla ilgili bilgi, ailenin onayı olmadan okulla ya da başka biriyle paylaşılmaz. İlacın okul saatinde alınması gerekmiyorsa okulun bilmesi zorunlu da değildir. Gençler kendi ilaç kullanımlarını arkadaşlarıyla paylaşıp paylaşmamaya kendileri karar verebilir. Sorulduğunda ne söyleyebileceklerini önceden konuşmak, damgalanma kaygısını büyük ölçüde azaltır.
İlaç önerildiğinde hangi soruları sormalı?
İlaç tedavisi önerildiğinde ailelerin aklına gelen her soruyu sormaları, hem doğru bir karar vermeleri hem de tedaviye güvenmeleri için önemlidir. Aşağıdaki sorular bu görüşmede yol gösterici olabilir:
- Bu ilaç hangi belirtiye yönelik ve ondan ne bekliyoruz?
- Etkisini ne zaman ve nasıl anlayacağız?
- Sık görülen yan etkileri neler, hangilerinde hemen haber vermeliyiz?
- Ne kadar süre kullanılacak ve ne zaman yeniden değerlendireceğiz?
- İlaçla birlikte başka hangi yöntemler uygulanacak?
- İlaç kullanmazsak hangi seçeneklerimiz var?
Bu soruları not alıp görüşmeye getirmek, heyecanla akıldan çıkabilecek konuların da konuşulmasını sağlar. Kliniğimizde ilaç tedavisi kararını her zaman bu soruların yanıtları üzerinden, aileyle ve ergenlerde gençle birlikte veriyoruz. İlaçla ilgili kaygılarınızı paylaşmanız, sizin için en doğru yolu birlikte bulmamızı sağlar.
Kısa sorular
İlaç başladıktan sonra terapiye devam etmek gerekir mi?
Evet. İlaç ve terapi birbirinin yerine değil, birbirini tamamlayacak biçimde planlanır.
Kardeşi de aynı ilacı kullanabilir mi?
Hayır. Her ilaç, yalnızca değerlendirilen çocuk için ve onun özelliklerine göre yazılır; başka bir çocuğa verilmemelidir.
