BDT'de çocuk, bir durumda aklından geçenlerin duygularını ve davranışlarını nasıl yönlendirdiğini fark etmeyi öğrenir; ardından korktuğu ya da zorlandığı durumlarda yeni yollar dener. Terapi belirli hedeflerle, belirli bir süre için planlanır ve aile sürecin içindedir.
BDT'ye kimler yönlendiriliyor?
Kliniğimizde BDT'yi en sık şu çocuklar ve gençler için planlıyoruz: okula gitmeden önce her sabah midesi bulanan, yatağına yalnız giremeyen, sınıfta söz almaya cesaret edemeyen, ellerini yıkamadan duramayan, aylardır hiçbir şeyden keyif almayan, öfkelendiğinde kendini durduramayan ya da yaşadığı bir kazayı aklından çıkaramayan çocuklar. Bu tablolar anksiyete bozuklukları, sosyal anksiyete, obsesif kompulsif bozukluk, depresyon ve travma sonrası stres başlıklarına karşılık gelir. Tiklerde kullanılan davranışsal yöntemler de aynı ailenin üyesidir.
BDT'nin ortak noktası şudur: Çocuğun güçlüğü belirli durumlarda ortaya çıkar ve o durumlarda çocuğun aklından geçenler, bedeninin verdiği tepkiler ve yaptıkları birbirini besleyen bir halka oluşturur. Terapi bu halkayı görünür kılar ve çocuğa halkayı kıracak araçlar verir. Bölgenizdeki uzmanları çocuk psikiyatrisi Ankara ana sayfasında bir arada görebilirsiniz.
Halka nasıl işler? Bir örnek
Dokuz yaşındaki bir çocuğu düşünelim. Sınıfta öğretmen ona bir soru sorduğunda aklından “yanlış söylersem herkes güler” düşüncesi geçer. Yüzü ısınır, kalbi hızlanır, sesi kısılır. “Bilmiyorum” deyip susar. O an rahatlar; ama bir dahaki soruda aynı düşünce daha da güçlü gelir, çünkü gerçekten gülünüp gülünmeyeceğini hiç öğrenemez. Terapide bu çocukla birlikte önce bu zinciri kâğıda döker, sonra zincirin hangi halkasına müdahale edebileceğimizi konuşuruz: düşünceyi sınamak, bedeni sakinleştirmek ya da küçük bir cesaret adımı atmak.

İlk oturumda ne konuşuyoruz?
İlk oturum tanışma oturumudur. Çocuğa terapinin ne olduğunu, burada neler yapacağımızı ve onun da söz sahibi olduğunu anlatırız. Neleri sevdiğini, nelerde iyi olduğunu, onu en çok neyin zorladığını sorarız. Ebeveynlerle ise evde gözledikleri, şimdiye kadar denedikleri ve terapiden beklentileri üzerine konuşuruz.
Bu oturumun sonunda çocukla birlikte iki üç somut hedef belirleriz. Hedefler çocuğun kendi sözcükleriyle yazılır: “Doğum günü partisine gidebilmek”, “sabahları ağlamadan okula girmek”, “ellerimi bir kere yıkayıp bırakabilmek” gibi. Bu hedefler terapinin pusulasıdır.
Korku merdiveni nedir?
Kaygı ve takıntılarda en çok kullandığımız araçlardan biri korku merdivenidir. Çocukla birlikte korktuğu ya da kaçındığı durumları listeler, her birine sıfırdan ona kadar bir korku puanı verir ve bunları en kolaydan en zora doğru sıralarız. Köpekten korkan bir çocuk için merdivenin ilk basamağı bir köpek fotoğrafına bakmak, ortalardaki bir basamak parkta tasmalı bir köpeği uzaktan izlemek, son basamağı ise tanıdık, sakin bir köpeği sevmek olabilir.
Her basamakta çocuk, kaygısının önce yükseldiğini, sonra kendiliğinden azaldığını deneyimler. Bir basamak rahatlıkla çıkıldığında bir sonrakine geçilir. Basamakları çocuğun onayı olmadan atlamayız.
Düşünce tuzakları ne demek?
Zorlanan çocukların zihni bazı kalıplara takılır. Çocuklarla bu kalıplara akılda kalıcı adlar veririz:
- Falcı: Geleceği kötü biçimde tahmin etmek (“Kesin sınavdan düşük alacağım.”)
- Felaket büyüteci: Küçük bir olumsuzluğu dev bir felakete dönüştürmek
- Akıl okuyucu: Başkalarının ne düşündüğünü bildiğini sanmak (“Bana kızgın olduğu belli.”)
- Ya hep ya hiç: Bir şeyin mükemmel değilse tamamen başarısız olduğunu düşünmek
- Etiketçi: Kendine olumsuz bir ad takmak (“Ben aptalım.”)
Çocuk bu tuzakları yakaladığında, tıpkı bir dedektif gibi kanıtlara bakar: “Bu düşünceyi destekleyen ne var? Desteklemeyen ne var? En iyi arkadaşım aynı şeyi düşünse ona ne derdim?”
Çocuk sıkılırsa ya da konuşmak istemezse?
Bu çok olağandır, özellikle küçük çocuklarda ve terapiye isteksiz gelen ergenlerde. Küçük çocuklarla oturumların büyük bölümü masa oyunları, resim, kuklalar ve hikâyelerle geçer; becerileri oyunun içine yerleştiririz. Ergenlerle ise önce onların ilgi alanlarından konuşur, terapinin onlara ne kazandırabileceğini birlikte keşfederiz. Gencin “neden buradayım” sorusuna samimi bir yanıt bulduğu an, terapinin gerçekten başladığı andır.
Ebeveynler oturuma giriyor mu?
Bu, çocuğun yaşına ve sorunun türüne göre değişir. Okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuklarda ebeveynler genellikle oturumun başına ya da sonuna katılır ve haftanın görevini öğrenir. Bazı çalışmalarda, örneğin ayrılık kaygısında, ebeveyn oturumun asıl katılımcısıdır. Ergenlerde ise oturumlar çoğunlukla gençle baş başa yürür; ebeveynlerle ayrı ve aralıklı görüşmeler yapılır.
Ebeveynlerin evde güvence vermeyi azaltması, çocuğun cesur adımlarını fark edip takdir etmesi ve kendi kaygısını çocuğa yansıtmamaya çalışması, terapinin başarısını belirgin biçimde artırır. Gerektiğinde bu konular ayrı ebeveyn danışmanlığı görüşmelerinde ele alınır.
Okulla nasıl bağlantı kuruluyor?
Pek çok güçlük okulda da kendini gösterdiği için, ailenin izniyle öğretmen ya da rehber öğretmenle iletişim kurarız. Örneğin okul reddi olan bir çocuk için kademeli bir dönüş planı, sınıfta söz alamayan bir çocuk için önce yazılı sonra küçük grupta sonra sınıf önünde katılım adımları birlikte planlanır. Öğretmenin gözlemleri de ilerlemeyi değerlendirmemize yardım eder.
İlerlemeyi nasıl ölçüyoruz?
Terapinin başında kullandığımız ölçekleri belirli aralıklarla tekrarlarız. Bunun yanında korku merdiveninde kaçıncı basamağa gelindiği, kaçınılan etkinliklere dönülüp dönülmediği ve çocuğun kendi hedeflerine ne kadar yaklaştığı somut göstergelerdir. Beklenen ilerleme olmazsa planı birlikte gözden geçirir; gerekirse yöntemi değiştirir ya da ilaç tedavisi ile desteklemeyi konuşuruz.
Terapi nasıl sona eriyor?
Hedeflere ulaşıldıkça görüşmeler iki haftada bire, sonra ayda bire seyrekleşir. Son oturumlarda çocukla birlikte kendi “cep rehberini” hazırlarız: zorlandığını gösteren ilk işaretler, o anlarda kullanabileceği beceriler ve kimden yardım isteyebileceği. Terapi bittikten birkaç ay sonra yapılan bir kontrol görüşmesi, kazanımların kalıcı olup olmadığını görmemizi sağlar.
BDT her çocuğa uygun mu?
BDT'nin etkili olabilmesi için çocuğun belirli bir gelişim düzeyine ulaşmış olması, ailenin sürece katılabilmesi ve günlük yaşamın görece düzenli olması gerekir. Çok küçük çocuklarda ağırlık ebeveyn çalışmalarına verilir. Ağır bir depresyon ya da yoğun aile krizi varsa, önce bunların ele alınması gerekebilir. Bazı çocuklarda ise farklı bir terapi yöntemi, örneğin travmada EMDR ya da ergenlerde kabul ve kararlılık terapisi, daha uygun olabilir. Değerlendirmenin sonunda hangi yöntemin çocuğunuza en uygun olduğunu birlikte konuşuyoruz.
Sık sorulan sorular
Terapi ne kadar sürer?
Pek çok çocukta haftalık görüşmelerle birkaç ay yeterli olur. Takıntılar ya da travma gibi durumlarda süre biraz daha uzayabilir; bunu başlangıçta aileyle konuşuruz.
Kardeşler de oturuma gelebilir mi?
Bazı çalışmalarda, örneğin evdeki bir alışkanlığı birlikte değiştirmek gerektiğinde, kardeşin bir oturuma katılması işe yarar. Bunu terapideki çocuğun onayıyla planlarız.
Ergen çocuğum anlattıklarının bize aktarılmasından çekiniyor.
Gencin oturumda anlattıkları onun izni olmadan ebeveynlerle paylaşılmaz. Ebeveynlerle yalnızca genel ilerleme ve evde yapılabilecekler konuşulur; güvenlik riski bu kuralın tek istisnasıdır.
BDT ile oyun terapisi aynı şey mi?
Hayır. Küçük çocuklarla BDT'de oyun kullanılır; ancak oyun burada belirli becerileri öğretmenin bir aracıdır ve her oturumun belirli bir hedefi vardır.
Haftanın görevini yapamadığımız olursa?
Bu sık olur ve sorun değildir. Bir sonraki oturumda neyin engel olduğunu konuşur, görevi daha küçük ve uygulanabilir hâle getiririz.
Oturumlar yüz yüze mi yapılıyor?
BDT oturumlarını kliniğimizde planlıyoruz; özellikle küçük çocuklarda oyun malzemeleriyle yapılan çalışmalar için yüz yüze görüşme önemlidir.
Terapide öğrendiklerini başka sorunlarda da kullanabilir mi?
Evet. Düşünceleri sınamak, bedeni sakinleştirmek ve adım adım yüzleşmek, çocuğun ileride karşılaşacağı yeni zorluklarda da işe yarayan becerilerdir.