Hafta içi: 09.00 – 18.00AnkaraMerak ettiğiniz bir konu mu var? Yanıtlar burada
Çocuk PsikiyatrisiAnkara Randevu Al

Tanı ve Tedaviler

Anksiyete bozuklukları

Her çocuk zaman zaman korkar ve endişelenir. Bu sayfada kaygının hangi noktada destek gerektirdiğini, nasıl değerlendirildiğini ve nasıl tedavi edildiğini ailelerin en sık sorduğu sorular üzerinden anlatıyoruz.

Kısa yanıt

Kaygı haftalar boyunca azalmıyor, çocuğun okula gitmesini, uyumasını, arkadaşlarıyla vakit geçirmesini kısıtlıyor ve aile düzenini kaygıya göre değiştirmeye başlıyorsa bir anksiyete bozukluğu söz konusu olabilir. Doğru tedaviyle çocukların büyük çoğunluğu belirgin biçimde rahatlar.

Kaygı her çocukta olmaz mı, ne zaman sorun sayılır?

Kaygı, insanı tehlikeye karşı hazırlayan doğal bir duygudur ve çocukluğun her döneminde görülür. Bebekler yabancılardan çekinir, okul öncesi çocuklar karanlıktan ve canavarlardan korkar, okul çağındaki çocuklar sınavlar ve arkadaşlıklar için endişelenir. Bu korkular çoğu zaman yaşa uygundur ve zamanla kendiliğinden azalır. Randevu öncesinde çocuk psikiyatrisi Ankara ana sayfasındaki uzman tanıtımlarını inceleyebilirsiniz.

Kaygının bir bozukluğa dönüştüğünü düşündüren üç temel ölçüt vardır. Birincisi şiddettir: Çocuğun yaşadığı korku, durumun gerçek tehlikesiyle orantısız biçimde yoğundur. İkincisi süredir: Kaygı haftalar ve aylar boyunca devam eder, geçici bir dönemle sınırlı kalmaz. Üçüncüsü işlevselliktir: Kaygı çocuğun okula gitmesini, arkadaşlık kurmasını, uyumasını ya da ailenin günlük düzenini belirgin biçimde etkiler.

Hangi anksiyete bozuklukları var?

Çocuk ve ergenlerde görülen başlıca anksiyete bozuklukları şunlardır:

  • Ayrılık kaygısı bozukluğu: Ebeveynden ayrılmaya ilişkin yaşa uygun olmayan yoğun korku; okula, kreşe gitmekte ya da yalnız uyumakta güçlük
  • Yaygın anksiyete bozukluğu: Okul başarısı, sağlık, aile, gelecek gibi pek çok konuda kontrol edilemeyen sürekli endişe
  • Özgül fobiler: Köpek, iğne, kusma, karanlık, yükseklik gibi belirli bir nesne ya da durumdan yoğun korku ve kaçınma
  • Panik bozukluğu: Ani başlayan, çarpıntı, nefes darlığı ve ölüm korkusuyla giden ataklar; daha çok ergenlikte görülür
  • Seçici konuşmazlık: Evde konuşabilen çocuğun okul gibi bazı ortamlarda sürekli konuşamaması
  • Sosyal anksiyete bozukluğu: Başkalarının önünde mahcup olma ya da yargılanma korkusu

Bu tablolar sıklıkla birlikte görülür ve zaman içinde biri diğerine dönüşebilir.

Anksiyete bozuklukları sürecinde genç bir kız pencere kenarında terapisi için küçük defterine yazıyor.

Kaygılı bir çocukta hangi belirtiler görülür?

Kaygı yalnızca düşüncelerde değil, bedende ve davranışlarda da kendini gösterir. Aileler çoğu zaman şu belirtileri fark eder:

  • Sık tekrarlayan karın ağrısı, baş ağrısı, bulantı; özellikle okul sabahlarında
  • Uykuya dalmakta güçlük, gece ebeveyninin yanına gelme, kâbuslar
  • “Ya … olursa?” diye başlayan, bitmeyen sorular ve güvence isteme
  • Yeni durumlardan, kalabalıktan ya da belirli yerlerden kaçınma
  • Ağlama, öfke patlamaları ya da donup kalma; özellikle korkulan durumla karşılaşıldığında
  • Okulda dikkat dağınıklığı, sınavlarda bildiğini yapamama
  • Mükemmeliyetçilik, hata yapmaktan aşırı korkma

Küçük çocuklar kaygılarını sözcüklerle anlatamadıkları için belirtiler daha çok bedensel yakınmalar ve davranış değişiklikleriyle ortaya çıkar.

Çocuğum neden bu kadar kaygılı?

Anksiyete bozukluklarının tek bir nedeni yoktur. Genetik yatkınlık önemli bir etkendir; ebeveynlerinden birinde kaygı bozukluğu bulunan çocuklarda risk daha yüksektir. Doğuştan çekingen ve temkinli bir mizaç, kaygıya yatkınlığı artırır. Taşınma, okul değişikliği, kardeş doğumu, ayrılık, kayıp ya da akran zorbalığı gibi stresli yaşam olayları kaygıyı başlatabilir.

Kaygının sürmesinde ise kaçınma önemli bir rol oynar. Çocuk korktuğu durumdan kaçındığında kısa süreliğine rahatlar; ancak korkulan şeyin aslında o kadar tehlikeli olmadığını öğrenme fırsatını kaçırır. Ailelerin çocuklarını korumak için gösterdiği iyi niyetli çabalar, örneğin sürekli güvence vermek ya da korkulan durumları tamamen ortadan kaldırmak, farkında olmadan bu döngüyü güçlendirebilir.

Ne zaman bir çocuk psikiyatristine başvurmalıyız?

Aşağıdaki durumlardan biri varsa değerlendirme yapılmasını öneriyoruz:

  • Kaygı birkaç haftadır azalmadan devam ediyor ve giderek artıyorsa
  • Çocuğunuz okula gitmekte zorlanıyor ya da sık sık okuldan erken alınıyorsa
  • Bedensel yakınmalar için yapılan tetkiklerde bir neden bulunamadıysa
  • Aile olarak günlük düzeninizi çocuğun korkularına göre değiştirmek zorunda kalıyorsanız
  • Kaygıya mutsuzluk, içe kapanma ya da umutsuzluk eşlik ediyorsa
  • Panik atak benzeri ani ve yoğun korku nöbetleri yaşanıyorsa

Değerlendirmede neler yapılıyor?

İlk görüşmede kaygının ne zaman başladığını, hangi durumlarda ortaya çıktığını, çocuğun nelerden kaçındığını ve ailenin bu durumlara nasıl yanıt verdiğini ayrıntılı olarak konuşuyoruz. Çocukla, yaşına göre oyun, çizim ya da sohbet aracılığıyla görüşüyor; korkularını kendi sözcükleriyle anlatmasına fırsat veriyoruz.

Değerlendirmede ayrıca çocuk, ebeveyn ve gerekirse öğretmen tarafından doldurulan kaygı ölçeklerinden yararlanıyoruz. Kaygıya benzer belirtilere yol açabilecek tıbbi durumlar, örneğin tiroid sorunları, akla geliyorsa çocuk doktoruyla iş birliği yapıyoruz. Dikkat eksikliği, depresyon ve öğrenme güçlükleri gibi sık eşlik eden durumları da değerlendiriyoruz.

Tedavide neler yapılıyor?

Terapi

Çocuk ve ergenlerde anksiyete bozukluklarının tedavisinde ilk seçenek bilişsel davranışçı terapidir. Terapide çocuk kaygının bedende nasıl hissedildiğini tanımayı, korkutucu düşünceleri fark edip sınamayı ve korkulan durumlarla küçük adımlarla yüzleşmeyi öğrenir. Bu adımlar en kolaydan en zora doğru sıralanan bir “korku merdiveni” üzerinden ilerler.

Ebeveyn çalışması

Ebeveynlerin kaygıya nasıl yanıt verdiği tedavinin başarısını doğrudan etkiler. Ebeveyn danışmanlığı görüşmelerinde güvence vermeyi azaltmayı, çocuğun cesur davranışlarını desteklemeyi ve kaçınmayı adım adım bırakmayı birlikte planlıyoruz.

İlaç tedavisi

Kaygı çok yoğunsa, terapiye katılımı engelliyorsa ya da terapiyle yeterli ilerleme sağlanamıyorsa ilaç tedavisi seçeneklerden biri olabilir. İlaç tedavisi her zaman terapiyle birlikte ve yakın izlemle yürütülür.

Evde nasıl destek olabiliriz?

  • Çocuğunuzun korkusunu küçümsemeyin; “Korkman çok anlaşılır” diyerek duygusunu tanıyın.
  • Aynı zamanda ona baş edebileceğine dair güveninizi gösterin: “Zor ama yapabileceğini biliyorum.”
  • Sürekli güvence vermek yerine “Bu soruyu daha önce konuşmuştuk, sence yanıtı neydi?” diye sorun.
  • Korkulan durumlardan tamamen kaçınmak yerine küçük adımlarla yaklaşmasına yardım edin.
  • Denediği her cesur adımı, sonucu ne olursa olsun takdir edin.
  • Kendi kaygılarınızı yönetmeye çalışın; çocuklar ebeveynlerinin tepkilerini yakından izler.
  • Uyku, beslenme ve ekran süresi gibi temel düzenleri koruyun.

Okul nasıl yardımcı olabilir?

Öğretmenin çocuğun kaygısından haberdar olması, sınıfta anlayışlı bir tutum geliştirmesini sağlar. Sabah ayrılıklarında kısa ve tutarlı vedalaşmalar, okula kademeli dönüş planları, sınavlarda sakin bir ortam ve sınıf önünde konuşma gibi zorlayıcı durumlarda küçük adımlarla ilerleme okulun katkıları arasındadır. Ailenin onayıyla okulla iş birliği yaparak bu düzenlemeleri birlikte planlıyoruz.

Tedavi ne kadar sürer, sonuç alınır mı?

Anksiyete bozuklukları, çocuk psikiyatrisinde tedaviye en iyi yanıt veren durumlar arasındadır. Bilişsel davranışçı terapi çoğunlukla birkaç ay süren haftalık görüşmeler hâlinde planlanır. Çocukların büyük çoğunluğu bu süreçte belirgin biçimde rahatlar. Tedavi bittikten sonra da öğrenilen beceriler, ileride ortaya çıkabilecek zorlu dönemlerde kullanılmaya devam eder.

Sık sorulan sorular

Kaygılı çocuğumu korkulan durumlara zorlamalı mıyım?

Zorlamak yerine küçük ve planlı adımlarla yüzleşmesini desteklemek daha etkilidir. Hiç yüzleşmemek de kaygıyı büyüteceği için denge önemlidir; bu dengeyi terapide birlikte kuruyoruz.

Kaygı kendiliğinden geçer mi?

Yaşa uygun korkular çoğunlukla kendiliğinden geçer. Anksiyete bozuklukları ise tedavi edilmediğinde yıllarca sürebilir ve depresyon gibi başka sorunlara zemin hazırlayabilir.

Bitkisel ürünler ya da takviyeler işe yarar mı?

Çocuklarda kaygı için bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış bitkisel bir ürün bulunmamaktadır. Bir ürünü denemeyi düşünüyorsanız, olası etkileşimler açısından önce bizimle konuşmanızı rica ederiz; özellikle çocuğunuz başka bir ilaç kullanıyorsa bu daha da önemlidir.

Kardeşi de kaygılı olabilir mi?

Kaygıya yatkınlık ailesel olabildiği için kardeşlerde de benzer özellikler görülebilir. Bir kardeşin tedavisinde öğrenilen beceriler çoğu zaman tüm aileye yarar sağlar.

Okula gitmeyi reddediyor; ne yapmalıyız?

Okul reddi, kaygının en sık görülen sonuçlarından biridir. Evde kalma süresi uzadıkça okula dönmek zorlaşır; bu nedenle okul ve klinik iş birliğiyle kademeli bir dönüş planının hızla başlatılması önemlidir.

Randevu Al