Yale-Brown ölçeği, takıntıların ve zorlantıların çocuğun gününden ne kadar zaman çaldığını, onu ne kadar huzursuz ettiğini ve yaşamına ne kadar yansıdığını ölçen, uzman tarafından görüşme biçiminde uygulanan bir araçtır. Çocuklarda bu yaşa uyarlanmış biçimi kullanılır.
Yale-Brown ölçeği neyi ölçüyor?
Yale-Brown Obsesyon Kompulsiyon Ölçeği, obsesif kompulsif bozukluğun belirtilerini ve bu belirtilerin ağırlığını ölçmek için dünya genelinde en sık kullanılan araçlardan biridir. Kısaca Y-BOCS olarak bilinir. Çocuk ve ergenler için geliştirilmiş biçimi ise CY-BOCS adını taşır. Kliniğimizde altı yaşından büyük çocuklarda ve ergenlerde bu çocuk biçimini kullanıyoruz. Şehrinizde bu alanda çalışan uzmanları çocuk psikiyatrisi Ankara sayfasında bulabilirsiniz.
Ölçeğin iki temel işlevi vardır. Birincisi, çocuğun hangi takıntı ve zorlantılara sahip olduğunu sistemli biçimde ortaya çıkarmak; ikincisi, bu belirtilerin ne kadar ağır olduğunu sayısal olarak ifade etmektir. Bu sayede hem tedavi planı daha net yapılır hem de tedavi boyunca değişim somut olarak izlenebilir.
Bu bir test mi, anket mi?
Ne tam olarak bir test ne de bir anket. Y-BOCS, uzmanın sorular sorarak yürüttüğü yapılandırılmış bir görüşmedir. Çocuk bir kâğıda işaret koymaz; uzman ona ve ebeveynlerine sorular yöneltir, yanıtları dinler, gerekirse örneklerle açıklar ve puanlamayı kendisi yapar. Bu yöntem, özellikle küçük yaşta ya da belirtilerini anlatmakta zorlanan çocuklarda daha doğru bilgi edinmeyi sağlar.

Hangi durumlarda uygulanıyor?
- Evde uzayan banyolar, bitmeyen kontroller, sayılar ya da “emin misin?” soruları gibi takıntıyı düşündüren davranışlar fark edildiğinde
- Obsesif kompulsif bozukluk tanısı konduğunda tedavinin başlangıç noktasını belirlemek için
- Tedavi sürerken değişimi rakamlarla görmek için
- Tekrarlayan bir davranışın takıntıdan mı, yoksa tik, kaygı ya da otizmden mi kaynaklandığını ayırmak gerektiğinde
Görüşme nasıl yürüyor?
Görüşme iki adımdan oluşur.
İlk adım, belirtileri tanımaktır. Çocuklarda sık görülen takıntı ve zorlantıları içeren geniş bir liste üzerinden ilerleriz. Takıntılar için mikrop ve kirlenme, birine zarar gelmesi, düzen ve simetri, istenmeyen rahatsız edici düşünceler, dinî ve ahlaki kaygılar, biriktirme gibi başlıklar sorulur. Zorlantı tarafında ise el yıkamadan kapı kontrolüne, saymaktan eşyaları hizalamaya, içinden belirli sözleri tekrarlamaya kadar uzanan davranışları tek tek sorarız. Her başlıkta “bu sende oluyor mu, olduysa nasıl?” diye sorar ve çocuğun kendi örneklerini dinleriz.
İkinci adım, ağırlığı ölçmektir. Takıntılar ve zorlantılar ayrı ayrı ele alınır ve her biri için aynı beş boyuta bakılır: gün içinde kapladığı süre, okula, arkadaşlara ve eve yansıması, yarattığı sıkıntı, çocuğun karşı koyma çabası ve bunları ne kadar durdurabildiği. Her boyut 0 ile 4 arasında bir değer alır; toplam puan bu değerlerden oluşur.
Çocuk anlatmaktan utanırsa ne oluyor?
Takıntıların bir kısmı çocuklar için anlatması zor konulardır. Özellikle sevdiklerine zarar vermekle ilgili düşünceler, uygunsuz bulunan imgeler ya da dinî kaygılar çocuğu utandırabilir ve “ben kötü biriyim” düşüncesine yol açabilir. Böyle bir anda çocuğa, bu tür düşüncelerin çok sayıda çocuğun aklına geldiğini, iyi ya da kötü biri olduğunu göstermediğini ve burada anlatılanların yargılanmadığını söyleriz. Gerektiğinde görüşmenin bu bölümünü ebeveynler odada değilken sürdürürüz. Bazı çocuklar en zorlandıkları düşünceleri ancak birkaç buluşmadan sonra dile getirir; bu nedenle liste zamanla uzayabilir.
Ebeveynlerin bilgisi neden önemli?
Küçük çocuklar saatin nasıl geçtiğini fark etmeyebilir, bazı ritüellerini de hayatın doğal bir parçası sandıkları için hiç söz etmezler. Ebeveynler ise evde gördükleri ile önemli bir bilgi kaynağıdır. Görüşmede çocuğun ve ebeveynin anlattıklarını birlikte değerlendiririz. Ayrıca ailenin ritüellere ne ölçüde katıldığını, örneğin çocuğun isteğiyle bir şeyi tekrar tekrar söylemek ya da kontrol etmek gibi, ayrıca sorarız; çünkü bu bilgi tedavi planı için çok değerlidir.
Puanı nasıl yorumluyoruz?
Toplam puan bize belirtilerin genel ağırlığı hakkında bir fikir verir; hafif, orta, ağır ve çok ağır gibi bantlarla ifade edilebilir. Yine de tek bir sayıya bakarak karar vermeyiz. Sınıfında başarılı, arkadaşlarıyla vakit geçirebilen ama akşamları uzun ritüellerle yorulan bir çocuk ile okula gidemeyen bir çocuk benzer puanlar alabilir. Sayıyı, çocuğun evde, okulda ve arkadaş ortamında yaşadıklarıyla yan yana koyarak anlamlandırırız.
Ölçeğin asıl gücü, tekrar edilebilmesindedir. Tedaviye başlarken aldığımız puan bir başlangıç çizgisi olur; sonraki ölçümler bu çizgiden ne kadar uzaklaştığımızı gösterir.
Sonuçlar tedaviye nasıl yansıyor?
Görüşmede ortaya çıkan liste, tedavinin yol haritasına dönüşür. Maruz bırakma ve tepki önleme temelli bilişsel davranışçı terapide bu listeden yola çıkarak çocukla birlikte bir merdiven kurar, en hafif sıkıntı veren durumdan işe başlarız. Puanın yüksekliği, seansların sıklığı ve ilaç tedavisinin gündeme gelip gelmeyeceği konusunda yol gösterir. Anne babanın ritüellere yoğun biçimde katıldığı evlerde aile temelli görüşmeleri plana ekleriz.
Ne sıklıkla tekrarlanıyor?
Tedavi sürecinde ölçeği aralıklı olarak, genellikle her birkaç haftada bir yineliyoruz. Puanların inmesi doğru yolda olduğumuzu gösterir; inmiyorsa yaklaşımı birlikte gözden geçiririz. Tedavi bittikten sonraki kontrol görüşmelerinde de kısa bir ölçüm yaparak belirtilerin yeniden kıpırdanıp kıpırdanmadığına bakarız.
Ölçek dışında hangi bilgilere bakıyoruz?
Yale-Brown görüşmesi değerlendirmenin yalnızca bir parçasıdır. Belirtilerin ne zaman ve nasıl başladığını, ani bir başlangıç olup olmadığını, ailede benzer belirtilerin bulunup bulunmadığını ayrıca sorarız. OKB'ye sık eşlik eden tikler, kaygı, depresyon, dikkat sorunları ve yeme sorunları açısından yaşa uygun başka ölçeklerden de yararlanırız. Okuldan gelen bilgiler, belirtilerin sınıftaki görünümünü anlamamızı sağlar: ödevleri tekrar tekrar silip yazma, soruları defalarca okuma ya da sınavda zamanın yetmemesi gibi. Tüm bu bilgiler bir araya geldiğinde tedavinin hangi sırayla ve hangi yoğunlukta yürütüleceğine karar veririz.
Sık sorulan sorular
Çok küçük bir çocukta da kullanılabilir mi?
Çocuk biçimi çoğunlukla ilkokul çağından itibaren uygulanır. Okul öncesi bir çocukta ise soruları büyük ölçüde anne babaya yöneltir, çocuğu oyun içinde gözlemleriz.
Randevu ne kadar sürer?
Belirti sayısına bağlıdır; çoğu zaman tek bir görüşme yeterlidir. Çocuk yorulursa kalan kısmı bir sonraki randevuda tamamlarız.
Ölçeği internetten bulup kendimiz yapsak olur mu?
Önermiyoruz. Bu ölçek, soruların nasıl sorulacağını ve yanıtların nasıl puanlanacağını bilen bir uzmanın yürüttüğü bir görüşmedir. Evde yapılan denemeler yanıltıcı sonuçlar verebilir ve aileyi boş yere endişelendirebilir.
Hafif bir puan çıkarsa yardım almaya gerek kalmaz mı?
Puanın hafif çıkması, çocuğun hiç zorlanmadığı anlamına gelmez. Belirtiler belli bir alanda, örneğin ödev ya da yatma saatinde, çocuğun hayatını zorlaştırıyorsa kısa süreli bir destek yine de yararlı olabilir.
Sonuçlar kimlerle paylaşılıyor?
Sonuçları yalnızca aileyle konuşuruz. Okulun bilgilendirilmesi gerekirse ne kadarının paylaşılacağına birlikte karar veririz.
Ölçüm sonuçları zamanla dalgalanırsa ne düşünmeliyiz?
Sınav haftası ya da taşınma gibi gergin dönemlerde belirtilerin kısa süreliğine kabarması olağandır. Tek bir ölçüme değil, birkaç ölçümün gösterdiği genel eğilime bakarız.
Ergenlerle görüşme nasıl yapılıyor?
Ergenlerle görüşmenin önemli bir bölümünü baş başa yaparız. Böylece genç, ailesinin yanında söylemekte zorlandığı düşüncelerini daha rahat paylaşabilir. Anlatılanlar, güvenlik riski olmadıkça onun izni olmadan aileye aktarılmaz.
Ölçekte çıkan belirti listesi çocuğumla paylaşılıyor mu?
Evet, yaşına uygun bir dille. Listedeki davranışları birlikte gözden geçirmek, çocuğun tedavide hangi basamaktan başlamak istediğine karar vermesine yardım eder.
Ölçek sonucu tanı anlamına mı gelir?
Tek başına gelmez. Tanı, ölçek sonucuyla birlikte klinik görüşme ve gözlemlerin bütününe dayanarak konur.